Adalet Yürüyüşü Finali: Adalet Mitingi Gerçekleşti — NelerOlduNeler

NelerOlduNeler.com Daha İyi Habercilik Adına Tasarımını ve Yayıncılık Politikasını Değiştiriyor. Türkiye'de Daha Önce Denenmemiş Şeyleri Denemek İstiyoruz. Yakında Tekrar Görüşmek Ümidiyle.

Siyaset Kategorisi için tarafından 9 Temmuz 2017 tarihinde yayınlandı.

Adalet Yürüyüşü Finali: Adalet Mitingi Gerçekleşti

Kemal Kılıçdaroğlu 25 gün önce Ankara Güvenpark’ta başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün son etabında Dragos’tan Maltepe Miting alanına yürüyor. Kılıçdaroğlu saat 16.00’da çıkarak 3,5 kilometrelik son etabın yürüyüşüne başladı. Kemal Kılıçdaroğlu’na 2 kilometrelik etapta CHP yöneticileri ve bazı partiler eşlik ediyor. 2 kilometrelik yürüyüşten sonra, kısa bir mola verdi

CHP lideri moladan sonra, son olarak 1,5 kilometrelik etabı da tek başına yürüyor.

Son 150 metre miting alanında

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün son 150 metresi miting alanında gerçekleşecek ve günlerdir süren 432 kilometrelik Adalet Yürüyüşü’nde sona gelinecek.

Kılıçdaroğlu miting alanında

Miting alanı doldu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’da başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün son etabının ardından düzenlenecek olan Adalet Buluşması için toplananlar, Maltepe’de ki miting alanını doldurdu.

Miting boyunca lavobolar ücretsiz

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Kadır Topbaş’ın talimatıyla, Maltepe’de ki İBB tuvaletleri, mitinge katılanlar için ücretsiz yapıldı.

“Maltepe Adalet Çağrısı” Metni

Adalete susamış kardeşlerim, buraya gelirken, bir Maltepe çağrısı metni hazırladım. Bu metni okuyacağım;

Biz, yani biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün Maltepe’de bir araya gelen milyonlar olarak sesleniyoruz.

Sadece ve sadece adalet istiyoruz. Sadece bizleri destekleyenler için değil herkes için istiyoruz.

Biz 25 gündür hep birlikte haykırdığımız, hak, hukuk, adalet talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.

Siyasete barışçıllığın hakim olmasını istiyoruz.

Adalet hakkımızdır, hakkımızı istiyoruz.

Günümüz Türkiye’sinde mülkün temeli sarsılmalıdır.

Bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin içine sokulduğu duruma dair tespitlerimize ilişkin çağrımız;

1- 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

2- İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.

3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

4- Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

5- 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

6- 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

7- OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

9- Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

10- Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.

“Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılana kadar durmayacağız. Adalet yürüyüşümüzdeki bu son gün, yeni bir başlangıçtır. Türkiye için, bayrağımız, ülkümüz, torunlarımız için yürüyoruz, yürüyeceğiz.”

“Ülkemiz için yeniden doğuyoruz”

“Şimdi kulakları sağır olan biri ve dünyaya sesleniyorum, adaletsizliği, zulme isyan ediyoruz. Karşı çıkacağız. İnancımız diyor ki, zulmün önünde susan dilsiz şeytandır. Bu ülke şeytan olmayacak. Huzur, barış istiyorum.”