• Antik Mısır Hakkında Ortamlarda Satmalık Enteresan Bilgiler

    Tarih Kategorisi için tarafından 8 Temmuz 2017 tarihinde yayınlandı.
    Hisle
    Helal Aşk Haha Şaşkın Üzgün Kızgın
    36

    Mısır Uygarlığı denilince hepimizin aklına “Piramitler, Firavunlar hatta uzaylılar” gelir. Fakat gerçek sandığımızdan daha derin. Antik Mısır sadece piramitlerden ibaret değil. Mumyalarıyla, medeniyetiyle, duvar yazılarıyla, tarihin en eski ve köklü medeniyetleri arasında yer alıyor. İnsanoğlu’ nun kurduğu en mükemmel medeniyetlerden bir tanesidir. Gelin şimdi sizi ortamlarda “Antik Mısır Uzmanı” yapacak enteresan bilgilerle tanıştıralım 🙂

    1-) Tutankamon’un meşhur altın maskesinde betimlendiği üzere; Firavunlar “Nemes” adı verilen bir başlık takarlardı. Saçlarının tek bir telinin dahi gözükmesine izin vermezlerdi.

    Nemes firavunu temsil eden en önemli giysi olmuştur. Boyun, baş, ense arkasından aşağıya kadar iki kanatla omzun üstünden uzanan Nemes, Firavun’un gücünü sembolize etmektedir.

    2-) Firavun II. Pepi sinekleri kendisinde uzakta tutmak için çevresinde vücudu bal ile sıvanmış birkaç köle bulundururmuş.

    3-)  Uzaylılar’ın Mısır Uygarlığına hediyesi mi yoksa insanoğlunun zekası mı?

    Uzun zamandır süregelen bir mevzu vardır. Hani şu “piramitleri uzaylılar inşa etti” mevzusu. Fakat gerçek hiç öyle gözükmüyor. Piramitlerin yaklaşık M.Ö. 2500’lü yıllarda inşa edildikleri tahmin olunmaktadır. Kulağa çok uzak bir tarih gibi gelse de, adı geçen devirlerde Anadolu ve Mezopotamya topraklarında çoktan birçok devlet kurulmuştu. Yükseklikleri çeşitlilik göstermekteydi. Örneğin Giza Piramitleri içerisinde bulunan Firavun Khufu’nun piramidi yaklaşık 140 metredir. Her gelen firavun, kendisinden önce yapılandan daha büyük ve daha ihtişamlı bir piramit inşa ettirmek istiyordu. Üst üste konulan, tanesi birkaç tonu bulan milyonlarca kireç taşı parçasından oluşan bu yapılar, firavunlara mezar olarak yapılıyordu.

    2.5 tonluk taş blokları yerinden kaldırmak neredeyse imkansızdı. Mühendisler ve mimarlar buna mucizevi bir çözüm buldular. Eğer taş bloklar kaldırılamıyorsa, onların bulundukları toprak yükseltilmeliydi. Böylece tümsekler yapmaya başladılar. Piramit yükseldikçe, onu etrafını saran bir yol şeklinde topraktan yükseltilerle çevrelediler. Böylece kireç taşı blokları sadece meyilli yollardan çıkartılmakta zorlanılıyordu. Çok sayıda insanın ortak çalışmasıyla bu iş de hızlıca ilerliyordu.  Yani insanoğlu kullandığı geometri, matematik ve fizik bilimleri sayesinde bu denli eserler inşa etmişlerdir.

    4-) Erkek-kız ya da zengin-fakir gözetilmeksizin 12 yaşına gelene kadar çocuklara kıyafet giydirilmezdi.

    Bunun sebebi ise yüksek sıcaklıklardı. Erkekler muhtemelen sıcak havada alttan püfür püfür essin diye etek veya peştemal kullanırken kadınlar ise genellikle elbise giyiyorlardı.

    5-) Zengin Mısırlıların kadını da erkeği de saçlarını kazıtır ve peruk kullanırlardı. Diğer sınıflara mensup olanlar ise ya saçlarını uzatır ya da domuz kuyruğu takarlardı.

    Erkek çocuklar sünnet edilir, yine 12 yaşına kadar kafaları kazınır, tepede ince bir tutam saç bırakılırdı. Bunun bit ve pire için bir önlem olduğu düşünülse de bu işlem kız çocuklarına uygulanmıyordu. Onlar saçlarını at kuyruğu yapıyorlardı.

    6-) Mısır’ın sembolü haline gelmiş Sfenks’in burnunu kimin tahrip ettiği ise bilinmiyor.

    Sfenks’in 1737 senesine ait, yine burunsuz olarak yapılmış eskiz çizimleri mevcut. Yani, Napoleon’un Mısır Seferi’nde resmedilen Sfenks’ten 60 yıl önce… Sfenks’e zarar verdiğini bildiğimiz tek kişi, Müslüman bir din adamı olan Sa’im el-Dahr. O da bu vandallık sebebiyle 1378’de linç edilmiş.

    7-) Firavunlar öldüklerinde, hizmetçileri de öldürülüp, kendileriyle birlikte gömülmüyordu.

    Bunu, Birinci Hanedanlığa ait iki firavun dışında, sonrasında gelen firavunlardan hiçbiri yapmadı. İnsanların yaptığı bu genelleme, geri kalan yaklaşık 300 firavuna haksızlık niteliğinde. Daha sonraki Firavunlar ölü hizmetçiler yerine onların modelleri olan ”Shabti” denen heykellerle beraber gömülmüşler. Bunlar firavunlara ölümden sonraki yaşamda yardım edebilmek için canlandırılabilen figürler.

    8 -) Mısır tıp alanında çağının oldukça ilerisindeydi. Öyle ki o dönemlerden kalma protezler bulunuyor.

    9-) Mumyalama işleme sırasında beyin, çengele benzeyen bir alet yardımıyla burun deliklerinden parça parça çıkarılırdı.

    Ayrıca bağırsaklar da çıkarılır ve “Kanopi” adı verilen kavanozlara konurdu. Her organın kendine ait ayrıca bir kavanozu olurdu; sadece kalp hariç… Mısırlılar kalbin, ruhun evi olduğuna inanırlar ve onu yerinde bırakırlardı. Eski Mısırlıların ölüme, ölüye saplantılı oldukları sanılabilir. Onlar için hiçbir şey bu kaçınılmaz gerçekten uzak olamazdı. Mumyalama işlemi cesetleri günlük yaşamdaki kadar canlı görünümlü tutabilmek için yapılırdı. Mısırlılarla beraber gömülen pahalı aksesuarlar, yaşamdan sonraki hayata ulaşmalarında yardımcı olmaları ve böylece zorluk çekmeden mevcut işlerine orada devam edebilmeleri inancıyla konulurdu. Açıkçası Mısırlılar ölüme değil; tersine buradaki yaşamı aynı biçimde ölümden sonra da sürdürme çabalarıyla aslında yaşama karşı saplantı içindeydiler.

    10-) Erkek ve kız kardeşlerin birbirleriyle evlenmeleri Mısır’ı, ensest ilişki bakımından cinsel aşırılıklar ülkesi gibi gösterse de bu pek doğru değil. Kardeş evlilikleri sadece üst sınıflarla, hatta esas olarak firavun soyuyla sınırlı bir uygulamadır.

    Mısır’da ensestin daha çok dinsel ve siyasal nedenleri var. Firavunlar bazan kendilerine varis olarak erkek çocukları değil, kızları seçerlerdi. Kızlarının en sevdikleri eşlerinden ya da kendi firavun soyundan gelen eşlerinden doğmuş olmaları bunun nedeni olabilir. Bu durumda, erkek çocuklardan biri, tahta ortak olabilmek için kraliçe olan kız kardeşiyle evlenirdi. Kardeş evliliklerine, saray aristokrasisi içinde de rastlanırdı. Burada, mirası aynı soy içinde koruma kaygısı büyük rol oynuyor.

    11-) Eski Mısırlılar dünyayı hem düz hem de yuvarlak olarak kabul etmişlerdi. Nil de, Dünya’nın merkezine doğru akıyordu.

    12-) Hiyeroglif Yazısı

    Antik Mısır’da kullanılan, Yunanlıların ”kutsal yazı” dediği bir resim yazısıdır. Yazı yukarıdan aşağıya, soldan sağa ya da sağdan sola yazılmaktaydı. İnsanlar yazının ne taraftan başladığını anlamak için harflerdeki hayvanların baktıkları taraftan yardım alıyordu.

    Harfler çeşitli renklerle boyandığı için ayrıntılı bir yazı türüdür. Genelde tapınaklarda, mezarlarda ve papirüs kağıtlarda kullanılırdı. Hiyeroglif yazılar ilk defa Fransız dil bilimci Champollion tarafından 1790-1832 yılları arasında çözüldü. Champollion ilk çözdüğü taşa Rosetta Taşı ismini verdi. Taşın bir yüzü Hiyeroglif diğer bir yüzü ise Yunanca olarak yazılmıştı.

     

    Hisle
    Helal Aşk Haha Şaşkın Üzgün Kızgın
    36

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İÇERİKLER

    Facebook Yorumları

    Site İçi Yorumlar