"Çocukları Küçük Kurşunla Öldürürler Değil Mi Anne?": Yıldönümünde Srebrenitsa Katliamı — NelerOlduNeler

NelerOlduNeler.com Daha İyi Habercilik Adına Tasarımını ve Yayıncılık Politikasını Değiştiriyor. Türkiye'de Daha Önce Denenmemiş Şeyleri Denemek İstiyoruz. Yakında Tekrar Görüşmek Ümidiyle.

Gündem, Tarih Kategorisi için tarafından 12 Temmuz 2017 tarihinde yayınlandı.

“Çocukları Küçük Kurşunla Öldürürler Değil Mi Anne?”: Yıldönümünde Srebrenitsa Katliamı

“Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum.”

– Bosna’daki insanları korumakla görevlendirilmiş Hollanda’lı bir asker

1-) 22. yılında Srebrenitsa Katliamı

Dünyada Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından yaşanan gelişmeler altı federe cumhuriyetten oluşan Yugoslavya’nın da dağılmasına neden oldu. Yugoslavya’yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan Bosna, 1992 yılının Şubat ayında yapılan bir referandumun ardından bağımsızlığını ilan etti. Ancak Bosna’nın bağımsızlık kararını tanımayan Sırplar, Saraybosna’yı kuşatma altına alarak üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı’nı başlattılar.

11 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’da Sırplar tarafından 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük soykırım gerçekleştirildi.

2-) Tarihler Nisan 1992’yi gösterirken Bosna-Hersek’te savaş başladı

Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte Sırplar Bosna’da başlattıkları soykırımla hızla doğuya doğru ilerleyerek nüfusunun %75’ini müslümanları oluşturduğu 24 bin nüfuslu Srebrenitsa şehrini ele geçirdiler. Fakat birkaç ay sonra Boşnak ordusu şehri Sırplardan geri aldı.

3-) 1993 yılının Ocak-Mart aylarında Sırplar Boşnakların elindeki bölgelere karşı saldırıya geçti

Srebrenitsa ve Zepa, Sırpların elindeki bölgenin  oldukça içlerinde, düşman birlikler tarafından kuşatılmış bölgeler  haline geldi. Çevre bölgelerden kaçan Boşnakların göçü sonucu savaştan önce 24.000 nüfusu olan bu kent mülteciler ve dışardan kente sığınan insanlarla birlikte 60.000 nüfusa ulaşmıştır. Nüfusun artmasıyla bu kent artık hastalıklarla, açlıkla mücadele etmeye çalışan bir toplama kampına dönüşmüştür. Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır.

4-) Nisan 1993 tarihinde Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa, Zepa ve Gorazde’yi ”güvenli bölge” ilan etti

Olaya müdahil olmak isteyen Birleşmiş Milletler 6 bölgeyi güvenli ilan etmiştir ve bu bölgelerden biri de Srebrenitsa’dır. Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır. Sırp devlet Başkanı Radovan Karadziç’in emriyle, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin kente olan tacizleri sıklaşınca kamptaki insanlar silahlarının geri verilmesi için başvuruda bulunmuş; fakat kampın Hollandalı komutanı Thom Karremans bu isteği geri çevirmiştir.

5-) Sırp Ordusu şehri kuşatma altında tutuyor

Şehre yıllar boyunca yardım malzemesi, özellikle de tuz girişi bilinçli bir şekilde engellemiştir. Bu şekilde Boşnaklar güçsüz bırakıldı ve Kasap Mladiç’ten önce açlık çoktan can almaya başladı.

6-) 6 Temmuz 1995’de ise Bosna Kasabı Radovan Karaciç şehrin bir an önce alınmasını istedi

Sırplar “Krivaya 95” operasyonunu başlattı. Şehri kuşatan Sırp ordusu, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ndeki 30 Hollanda askerini rehin aldılar. 10 Temmuz’da şehri bombardımana yeniden başlayacaklarını söyleyen Sırplar, rehin Hollanda askerlerini öldüreceklerini söylediler. Hollanda güçleri ise Sırplara, sabaha kadar geri çekilmezlerle Nato’nun hava saldırısı düzenleyeceği tehdidinde bulundu. 11 Temmuz’da ise Nato’ya bağlı savaş uçakları şehrin etrafındaki Sırplara ait tankları bombaladılar. Akabinde ise koskoca BM iki F-16’yı şehrin üzerinde uçurmakla yetindi.

7-) Hollanda ve BM’nin ihaneti

Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığındı. Sığınmacılardan yaklaşık 25 bini, barış gücü askerlerince Srebrenitsa’ya birkaç km. mesafedeki Potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, Hollandalı askerlerce 11 Temmuz 1995’te Ratko Miladiç, nam-ı diğer “Sırp Kasabı”, komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi. Daha sonra ortaya çıkan bir video kasetinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri çekilecekti.

8 -) 11 Temmuz 1995’de Sırp Ordusu şehre girer

Ratko Mladiç komutasındaki VRS (Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu) birlikleri Srebrenitsa’ya  girerken Mladiç kameralara şunları diyordu: “Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa’dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir.” (Burada Türk dediği ise Bosnalı Müslümanlar elbette.)

  • Bir Sırp askeri öldürdüğü Bosnalı müslüman türk’e tekme atarken…

9-) Medeniyet sahibi Avrupalılar(!) katliama seyirci kalırken, Sırplar Avrupa’da yüz bularak iyice azıtmışlardı.

Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. Kadınlara ve kız çocuklarına tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.

Srebrenitsa’daki kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak, dağlık güzergâh üzerinde pusu kuran keskin nişancı Sırp askerleri tarafından âdeta tek tek avlandı. Dağlardaki bu zorlu kaçış yolundan yaklaşık 3.000 kişi sağ olarak Tuzla’ya ulaşabildi. Srebrenitsa’dan Tuzla’ya uzanan yolda 10 gün içerisinde 10.000’den fazla kişi katledildi.

Öyle ki Sırp ordusu cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömdüler. Bir kısım cesetleri ise yakarak yok ettiler.

10-) Öldürülen 8 bin 372 kişiden 3 bininin cesedine hâlâ ulaşılamadı

Bu vahşetin izleri halen silinememekte ve yeni toplu mezarlar bulunmaya devam edilmektedir.

 

11-) Katliam’ın baş sorumlusu General Ratko Mladiç, Sırbistan İstihbarat Teşkilatı tarafından 2011 yılında yakalandı.

Katliam’dan 13 yıl sonra Sırbistan’ın Sermiyan köyünde yakalanan Sırp komutan Ratko Mladiç, Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapse çarptırılmış; fakat infaz için 16 yıldır aranan Ratko Mladiç’in, Sırbistan hukukunun içinde yapılması gereken bazı düzenlemelerden sonra Lahey’e sevk edileceği bildirilmiştir.

12-) Bosna Kasabı Radovan Karaciç, Srebrenitsa soykırımından suçlu bulundu.

Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Bosna Savaşı sırasında 11 ayrı suçtan yargılanan Sırp lider Radovan Karaciç’in Srebrenitsa’da işlenen soykırımdan suçlu bulundu. 11 ayrı suçla yargılanan Karaciç, toplam 10 suçtan hüküm giydi, 40 yıl hapis(!) cezasına çarptırıldı.

13-) Savaştan sonra Hollanda askerleri…

Kenti Sırp askerlere teslim eden Hollanda askerlerinin çoğu daha sonra ülkelerine döndüklerinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalmıştır. Hollanda hükümeti hiçbir sorumluluk kabul etmezken, kenti bırakarak Sırpların katliamına göz yuman 600 hafif silahlı Hollanda askerinin büyük bir bölümü pişmanlıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir.

Srebrenitsa kentinde yaşadıkları anları kitaplaştıran askerlerden biri olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle ifade etmiştir “Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum.” İşte bu sözler, kentte uygulanan etnik kıyımın en büyük belgesidir.

14-) Katliamın bir numaralı tanığı “Hasan Nuhanoviç”

Srebrenitsa kentinde kurulan BM kampında tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç anılarında şunları paylaşmıştır; “Hollandalı askerlerin bulunduğu kampa gelerek, kampa sığınan insanların teslim edilmesini isteyen Sırp komutan, aksi takdirde kampın bombalanacağını açıklamıştır.” Hollanda askerlerinin kendi canlarını kurtarmak için insanları tek sıra halinde teslim ettiğini aktaran Hasan Nuhanoviç kamp etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarmalarını unutamadığını söylemiştir. Ne acıdır ki kampa sığınan ve Sırp askerlerine teslim edilen insanların arasında Nuhanoviç’in 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, annesi ve babası da vardır. Yaşadığı o günleri gözyaşları içinde anlatan Hasan Nuhanoviç katliamcılardan birçoğunu teşhis etmesine rağmen cezalandırılmadıklarını, hatta annesinin katili olan kişinin devlet dairesinde memur olarak görev yapmaya devam ettiğini belirtmiştir. Halen Saraybosna’da yaşamaya devam eden Hasan Nuhanoviç, yaşadığı bu üzücü ve kan donduran anıları 2007 yılında yazdığı “ Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı” adlı kitabında paylaşmıştır