• Roma’nın Varisi: Bizans İmparatorluğu Hakkında Hiç Bilinmeyenler

    Tarih Kategorisi için tarafından 27 Temmuz 2017 tarihinde yayınlandı.
    Hisle
    Helal Aşk Haha Şaşkın Üzgün Kızgın
    116

    Roma İmparatorluğu’nun doğudaki varisi olan Bizans 1125 yıl boyunca ayakta kalan gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklardan biridir fakat hakkında az şey bilinir. Batı Roma tarihin karanlık sayfalarına gömülürken, Bizans zengin kültürü ve güçlü ordusu ile zamana direnmeye devam edecektir. Öyle ki Röneseans’ı başlatan akıllar buradan İtalya’ya gitmişlerdir. Çoğu tarihçi Bizans olmasa Avrupa’nın Müslüman ve Türk akınları karşısında duramayacağı konusunda hemfikirdir. Zamanla birçok iç ve dış sorun yaşayan Bizans küçüle küçüle birliğini korumuştur. Ta ki Osmanlı ordusu 1453’te şehrin surlarının önüne gelene kadar.

    1-) Yunan Ateşi (Grejuva) adı verilen bir sıvıyı savaşlarda kullanırlardı.

    Grejuva; kızgın kömür, kükürt ve zift karışımından oluşan sıvıdır. Daha sonraları MS 660’larda zift, reçine, kükürt, nafta, kireç ve güherçile ile zenginleştirilmiştir. Su eklendikçe alevi artar. MS 7. yüzyılda geliştirilme işi Suriyeli bir göçmen olan Kallikinos tarafından yapılmıştır. Geliştirdiği formül yıllarca titizlikle saklanmıştır.

    Bizans donanması, deniz savaşlarında ”Yunan Ateşi” dedikleri korkutucu bir sıvı kullanan ilk donanmaydı. Sıvı, Bizans gemilerinin burunlarına yerleştirilen büyük sifon borularıyla düşman gemilere ve taburlara gönderilirdi. Sıvı deniz suyuna değdiği gibi tutuşur ve çok büyük zorluklarla söndürülebilirdi.

    2-) Zengin ve büyük bir şehir: Constantinople (Konstantinopolis)

    Constantinople medeniyeti kimi zamanlar klasik Yunanistan ve Roma’nın kötü bir taklidi olarak yanlış anlaşılır. Ortaçağ Batı Avrupa bakış açısından ise Constantinople sihir ve gizem şehridir. Erken Fransız destan ve romanları Constantinople’un saraylarında bulunan harikulade yemekler, baharatlar, uyuşturucular ve kıymetli taşlardan bahseder.

    Çok zengin olan şehir bunu mimariye de yansıtmıştı. Şehirde birçok imparatorluk sarayı olduğu gibi şehrin simgesi haline gelen Ayasofya başta olmak üzere caddeler ve meydanlar değerli taşlar ve heykeller ile kaplıydı. Bu halini 4. Haçlı Seferine kadar koruyan şehir, Latinlerin istilası sonucu yağmalanmış ve bir daha asla eski ihtişamına kavuşamamıştır.

    3-) Büyük Bölünme

    1054 yılında, imparatorluk tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri yaşandı: Büyük Bölünme (the Great Schism). Latin Roma Kilisesi ve Yunan Ortodoks Kilisesi birbirlerinden ayrıldı. Latinler Bizanslılara ”Yunan” demeye başladı ve bu terimi imparatorluğun 1453’de yıkılmasına kadar kullanmaya devam ettiler. Bu durum Bizans İmparatorluğu’nun mirasının modern tarihçilere göre Yunan kültürüne daha çok yöneldiğini ve Latin Roma Kilisesi’nden çok Ortodoks Hıristiyanlığı tarafından karakterize edildiğini gösterir.

    4-) İmparator Justinian sadece yaptırdığı kanunlar ile değil binaları ve mimarisiyle de çok ünlüydü. M.S. 538’de Ayasofya’yı inşa ettirmiştir.

    Ayasofya tarihinde birçok kez yangınlarla ve depremlerle mücadele etmiştir. Kubbenin onarımı yapının baş mimarlarından İsidoros’un yeğeni Genç İsidoros tarafından yapılmıştır. Ayasofya 859 yılında büyük bir yangın, 869 yılında ise bir deprem geçirmiştir. 989 yılının Ekim ayındaki depremde ise binanın büyük kubbesi yıkılarak, yeniden onarılmıştır. 1344 ve 1346 yıllarında meydana gelen depremlerde de kubbenin bir kısmı ile kemerin bazı bölümleri yıkılmış olup yeniden onarımı yapılmıştır.

    Osmanlı Döneminde Ayasofya’da Fatih Sultan Mehmed tarafından başlatılan onarım çalışmaları daha sonraki Sultanlar tarafından da devam ettirilmiştir. Ayasofya’daki en önemli onarımlar Sultan Abdulmecid’in (1839–1861) emri ile 1847–1849 yılları arasında İsviçreli Fossati Kardeşler tarafından yapılmıştır. Bu çalışmalar kapsamında kubbede görülen büyük çatlaklar doldurulmuş ve kubbe kasnağı demir çember ile sarılarak emniyete alınmıştır.

    5-) Batı’nın Duvarı Bizans

    Osmanlı Döneminde Ayasofya’da Fatih Sultan Mehmed tarafından başlatılan onarım çalışmaları daha sonraki Sultanlar tarafından da devam ettirilmiştir. Ayasofya’daki en önemli onarımlar Sultan Abdulmecid’in (1839–1861) emri ile 1847–1849 yılları arasında İsviçreli Fossati Kardeşler tarafından yapılmıştır. Bu çalışmalar kapsamında kubbede görülen büyük çatlaklar doldurulmuş ve kubbe kasnağı demir çember ile sarılarak emniyete alınmıştır.

    6-) Döneminin en büyük ekonomisi: Bizans

    Bizans İmparatorluğu küçük şehirler ve limanların mükemmel bir şekilde birleşmesinden oluşuyordu. Üretim çok büyüktü ve arsa sahipliği çok gelişmişti. Hristiyan yaşam biçimi hakimdi ve bu evlerde hissediliyordu. Kadınlar evde çocuk büyütmeyle ilgilenirken, erkekler iş olmadığı zaman rahatlayabilecekleri mekanlara sahipti. 500’den 1200’e kadar İstanbul Avrupa’nın en zengin kentiydi.

    7-) Bizans aslında antik bir Yunan şehriydi.

    Bizans, MÖ 657 yılında Megara’daki Yunan sömürgecileri tarafından kurulan antik bir Yunan şehridir. Şehir MS 330 yılında İmparator Constantine tarafından yeniden inşa edilip Bizans İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak ilan edilmiş ve akabinde onun onuruna Constantinople ismini almıştır.

    8 -) Bulgar erkeklerini kör etti!

    Saltanatı en uzun süren Bizans hükümdarı 2. Basil Bulgaroktonos’tur (976-1205). İmparator, hakkındaki en bilinen hikayede, Bulgarları kesin olarak yenip Yunanistan’ı onlardan geri almış ve yalnızca her yüzüncü erkeğin bir gözünü bağışlayıp diğer bütün esirleri kör etmiştir. Her gruptaki doksan dokuz adam bir araya bağlanmış ve tek gözlü adam da onları evlerine geri götürmüştür.

    9-) Yunan bir kadın imparatorları vardı.

    İmparator Atinalı Irene (797-802) tüm zamanların en güçlü kadınlarından biriyken annelik sevgisinden nasibini almamıştır. Tahttaki gücünü güvenceye almak için oğlu VI. Constantine’i (780-797) kör ettirmiş ve ömrü boyunca doğduğu odaya mahkum etmiştir. Irene imparatorluğa tek başına hükmeden ilk Yunan kadındı ve özellikle İmparatoriçe değil İmparator unvanını kullanmıştı. Harun Reşit ve Şarlman gibi muhteşem çağdaşlarıyla aynı zamanda hükmünü sürmüş ve Şarlman onla evlenmek istese de kabul etmemiştir.

    10-) Devrimle birlikte yıkılan imparator:  Mavrikious Tiberius

    Tahtını şiddetli bir devrime kaybeden ilk Bizans İmparatoru Mavrikious Tiberius’tu. Adı en iyi imparatorlarla anılıyordu belki ama çok katı para tasarruflarına girmesi ona tacına ve hayatına mal oldu. Cephede konumlandırılan taburların kış geldiğinde evlerine dönmelerine izin vermemişti. Hatta taburların kış için erzak almalarındansa bulundukları topraktan geçinmelerini söyledi. Phokas’ın liderliğindeki orduysa isyan edip şehrin milis kuvvetleriyle gizlice anlaştı ve şehre girdi.

    11-) Sakal bırakma modası

    Phokas, Bizans imparatorlarının en zalim ve çirkiniydi. Fakat onun başlattığı moda, ardından gelen neredeyse bütün yetişkin imparatorlar tarafından takip edildi: sakal bırakmak. O zamana kadar, Julian gibi Yunan ”filozof sakalı” tarzına bürünenler haricinde imparatorlar klasik Roma tarzına göre tıraşlı gezerdi. Phokas’ın sakalını yüzündeki bir yaranın üstünü kapatmak için uzattığına inanılır.

    12-) Klasik Edebiyat Bizans tarafından korundu.

    Birçok insanın farkında olmadığı ya da göz ardı ettiği şey günümüze kadar kalmayı başarmış klasik edebiyatın çoğunluğunun Bizans İmparatorluğu tarafından korunmuş olmasıdır. Aristo ve Platon gibi filozofların çalışmaların büyük bir kısmı, Yunanistan ve Roma’nın tarihi metinleri eski edebiyat ve öğrenim geleneklerini sürdüren Bizanslı alimler tarafından korunmuştur. Batı’da yüzyıllardır kayıp olan çalışmalar Bizanslılar tarafından tekrar gün yüzüne çıkarılmıştır.

    13-) Yemek yapımında safranı kullanan ilk halk.

    Bizanslar kızartılan kuzuyu tatlandırmak için biberiyeyi deneyen ilk halktı. Ayrıca yemek yapımında safranı da ilk onlar kullandı. Antik dünyada ünlü olan bu güzel kokular daha önce yemek malzemesi olarak düşünülmemişti.

    Ayrıca Antik Avrupa dünyasında belirli meyveler hiç bilinmiyorken Bizanslılar patlıcan, limon ve portakalın değerini bilen ilk halk oldular.

    13-) Ekmek, Bizans için önemli bir yere sahipti.

    9. yüzyıl Vali Kitabı’na (Book of the Eparch) göre, Constantinople’un fırıncıları en sevilen mesleği yapıyorlardı: ”Fırıncılar asla bir kamu hizmetini yerine getirmekle yükümlü değillerdir, ne kendileri ne hayvanları ekmeğin pişirilmesini engelleyecek hiçbir işe çağrılmazlar.” Belli ki ekmek Bizanslılar için vazgeçilmezdi.

    14-) Tarihin en uzun süren hanedanlığına Osmanlılar son vermiştir.

    Neredeyse iki yüz yıl süren en uzun Bizans hanedanı da bir şekilde sona erdi. Palaiologos hanedanı on yaşındaki oğlu ve varisi John IV. Laskaris’i kör ve mahkum ettiren VIII. Michael ile başlayıp Osmanlılar Constantinople’u ele geçirdiğinde savaşta cesurca ölen XI. Constantine ile bitmiştir.

     

    Hisle
    Helal Aşk Haha Şaşkın Üzgün Kızgın
    116

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İÇERİKLER

    Facebook Yorumları

    Site İçi Yorumlar