Tam Gün Eğitim, Tam Gün 'Sıkılmak' — NelerOlduNeler

NelerOlduNeler.com Daha İyi Habercilik Adına Tasarımını ve Yayıncılık Politikasını Değiştiriyor. Türkiye'de Daha Önce Denenmemiş Şeyleri Denemek İstiyoruz. Yakında Tekrar Görüşmek Ümidiyle.

Eğitim, Görüş Kategorisi için tarafından 22 Ağustos 2018 tarihinde yayınlandı.

Tam Gün Eğitim, Tam Gün ‘Sıkılmak’

Türkiye eğitimde yeni bir seviyeye çıkıyor.

İkili eğitim programı(sabahçı/öğlenci) gidiyor yerine tam gün eğitim programı geliyor.

**

İkili eğitim programının, eğitim düzeylerine göre oranı gayet açık.

Yüzde 90 okul öncesi, yüzde 49 ilkokullar, ortaokullarda yüzde 38, tüm okul türlerinde ise yüzde 34.

**

Türkiye, OECD ülkeleri içinde tam gün eğitim vermeyen tek ülke.

Bu nedenle karar gayet yerinde ama zaman yerinde mi?

**

Yıllardır planlanan bu sisteme okullar hazır mı?

Yeterli derslik var mı peki?

**

Eski Başbakan Binali Yıldırım’a göre derslik sayıları yeterli düzeyde.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise aynı fikirde değil.

**

Hadi bu sistemsel soruları bir kenara bırakalım.

Hükümet yeterli diyorsa, kim ne derse desin her türlü bu geçiş olur zaten biliyorsunuz.

**

Ben biraz daha öğrenci tarafına bakalım istiyorum.

ASIL ÖNEMLİ OLAN YERE!

**

Neden tam gün eğitim programına geçilmek isteniyor?

Çalışan ebeveynler, tabletlere mahkum çocuklar, yetişmeyen müfredat, çağa uygunluk vs. vs.

**

Öğrenci, yarım gün okulda eğitim görüp eve gelince ne yapıyor şu an?

Hoop bilgisayar, hoop televizyon, hoop tablet.

Neden?

**

Çocuklar, okulda sadece teorik bilgileri ezberleyip ezberleyip duruyor.

Okul haricinde o bilgileri ne kullanıyorlar ne de merak edip araştırıyorlar.

Çünkü gerek yok gerek. Neden merak etsinler yahu bu yaşta?

Hayatında türev alması gerekmeyen gençlerimize neden dayatıyoruz da dayatıyoruz?

Bu kavramları mesleğinde uygulayacak gençlerimize niye öğretmiyoruz sadece?

Gençler, bir ömür yapacağı mesleği neden tercih yaparken belirliyor?

Biz öğrenciye sırf bu yüzden eğilimine göre eğitim veremiyoruz.

** 

Annelerimiz ve babalarımız türev ve integral almadan da hayatlarını idame ediyorlar.

Mol hesapları yapmadan da geçinip gidebiliyorlar.

**

Artık türevi ve integrali icat ettiğimiz teknolojiler hesaplayabiliyorlar.

Biraz teknoloji bilen mühendis kağıtla kalemle türev integral almayı bırakalı çoook oldu.

**

Biz ne yapıyoruz peki?

Hayatlarında nerede kullanacaklarını bile öğretmeden dayatıyoruz bu matematiksel, fiziksel, kimyasal kavramları beyni hür,açık gençlere.

**

Sonra her yıl binlerce yeni ve mesleğini yapamayacak mühendisler mezun ediyoruz.

Boşta kalmamak için tercih yapan mühendisler.

Matematiği ve Fizik’i iyi olmayan, zaten ilgisi de olmayan mühendisler.

**

Okulda sanat yok, müzik yok, kültür yok.

Teknoloji tasarım dersinde bile tek öğrettiğimiz şey maket yaptırmak (ki onuda babasına yaptırmadıysa öğrenci).

Müzik flütten ibaret, görsel sanatlar ise Van Gogh’dan.

**

Tablete sarılıyorlar çünkü başka ilgilerini çeken bir şey yok.

İlgi alanlarını keşfedemiyorlar. 

**

Yeni programla tüm günü okulda geçen çocuk, okulda sadece teorik bilgi alırsa,

Ne zaman gelecekte hoşuna gidebilecek, ilgisi çekebilecek konuları keşfedecek?

**

Okulda, iyi olmayan müfredattan ötürü sıkılan çocuk,

Eğlenmek için tablete koşmayacak da neye koşacak.

Ona daha farklı, daha gerçek bir alternatif sunuyor muyuz, bu alternatifi kendisi keşfediyor mu?

**

Neden üniversite tercihi yapmadan önce seçeceği mesleği bilmiyor?

Neden “puana göre bakarız, hayırlısı” oluyor?

**

Hangi mesleği icra edebilir, neye merakı var, neyle uğraşırken keyif alıyor, kafası neye çalışıyor?

Hangi mesleği bıkmadan depresyona girmeden bir ömür yapabilecek?

**

– Neyse biz şimdi dayatalım teoriyi de, pratiğini de kendisi şey yapar.

= Ne yapar?

– Neyi ney yapar?

= Havalar da bu ara sıcak bayağı, kavuruyor.

– He vallahi pencereyi açmadan duramıyoruz.

= Gece üstümüze de bir şey almıyoruz biz hanımla, sonra tutuluyor her yerimiz.

**

Bu ülkede herkes türev alıyor, integral alıyor, şakır şakır yabancı dil konuşuyor.

Yazarken bile gülümsedim, sen okurken ‘hadi ordan’ dedin mi? Dediysen geçmiş olsun.

 

Özgür ve bağımsız medyaya güvenerek yazılmıştır.

Fatih Mehmet Kemal